26 Mart 2013 Salı

L ANNONCE SOLITUDE

La consonne “L” se trouve dans les mots déterminant la “solitude” dans plusieures langues:
Seul (français)
Yalnız, salt (turc)
Solo (italien)
Alone, single, only (anglais)
Allein (allemand)
Αποκλειστικός (grec)
Enlig (danois)
Jalanguz (gagaouze)
la (laisser seul) (hittitien)

20 Mart 2013 Çarşamba

R TOUT SEUL INSPIRE SPHERE DANS PLUSIEURES LANGUES DU MONDE

Il y a “r” dans les mots déterminant sphère dans les langues du monde.
Daire, çember, yuvarlak, küre, teker (turc)
Circle, round, sphere  (ang.), rond, cercle, roue (fr.), cerchio, rotondo, ruota (it.), circulo, rueda, aro, redondo (esp)
Ringjoon (est,), cirkel (dan), zirkulu (euskara)
 Kruznica (croate), kör, kerek, karika (hongrois) okruh, kruh (slovaque)

19 Mart 2013 Salı

NENEN ÇARIK GİYERDİ HİTİTLER TULUM ÇALARDİ

“Mısıri kuruttun mi, anbarda duruttun mi
Nenen çarık giyerdi, bunları unuttun mi”
Karadeniz’in güzel türkülerindendir. Müzik kültürümüzün önemli bir zenginliğini taşır kuzeyimiz. Horondu, tulumdu, hareketli türküleriydi pek severiz.
Tulum demişken, en eski tulum resimlerinden biri Boğazköy tabletlerinde bulunmuştur. Bizim müzik ders kitaplarında var mıdır bu acaba? M.Ö. 1300 yılında tulum ve saz çalan figürler yapmışlar. Hititli hemşehrilerimiz tulum çalar, sazlarının ucuna püskül takarlardı, çarık da giyerlerdi.
Tulum çalan figürlere eski Mısır buluntularında ve Roma dönemi eserlerinde de rastlanmıştır. Uzun bir tarihi vardır tulumun. Geniş bir coğrafyada da çalınır.
Bulgaristan’da adına “gaba gayda” derler. İngiltere’de “bagpipe”, İtalya’da “zampogna”, Galiçya’da “gaita”, Güney Hindistan’da “sruti upanga”, Macaristan’da “duda”, İsveç’te “säckpipa”, Fransa’da “cornemuse”, Estonya’da “torupill” derler.
Tarihe ve coğrafyaya ilgi gösterdikçe bilgiler katlanarak artar.

SUFÎNİN KILIĞI ANA AD OLMUŞ

Tasavvuf akımının sürdürücüleri, önde gidenleri için söylenen “Sufî” sözü nereden çıkmıştır?

Orta Asya’daki sufileri incelemiş olan Rus araştırmacılar, bu adın, bir yünlü giysi olan “sof”tan geldiğini yazarlar.

İslamiyetin yayılması ile Arap olmayanların da dine katılması kültür çatışmalarını getirmişti. Bu durumda Emevîler zorbaca davranışlar göstermişler, Arap olmayan halklarda da bu duruma karşı bir tepki birikimi oluşmuştu. Abbasîler döneminde de durum çok düzelmeyince, dinin siyasete alet edilmesine ve baskı aracı olarak kullanılmasına karşı duruş takınan bazı din alimleri kendilerini maneviyata adadılar. Bunlar, üstlerinde “sof” denen yünlü bir giysi taşıdıkları için onlara “sufî” dendi. Sof , ince yün ipliklerden el ile dokunan bir kumaştır. Orta Türkçe kaynaklarında geçer.

Sufî adının filozofi (philo+sophie) bileşik adındaki “sophie” adından çıktığı varsayımı vardır. “sophie”nin geldiği “sophos” kelimesi eski Yunanca’da bilgelik, bilgi anlamındadır. Ancak Yunanca’ya yabancı bir dilden geçmiş olduğu yönünde görüşler vardır.

9 Şubat 2013 Cumartesi

MEZARLIĞA NEDEN “TAHTALI KÖY” DENİR?

Mezarların başına taş dikildiği, etrafı taşlarla çevrildiği halde mezarlıklar için neden “taşlı köy” değil de “tahtalı köy” denir?
Şaman inançlarında ölünün gömüldüğü yere ağaç parçası ya da tahta ile işaret koyarlardı. Bu mezar yerini belirlemek için olduğu kadar, ağacın kutsal sayılmasıyla da ilgiliydi. Ormanlık alanlarda yaşayanlar için mezara ağaçtan işaretler koymak taştan daha pratiktir. Tahta üstüne oymacılık yöntemiyle ölenle ilgili işaretler de konulurdu.
Anadolu’da yapılan arkeolojik araştırmalarda da mezarlarda ağaç kalıntıları bulunmuştur. Eski Orta Asya inançlarında bir de, ilk “annenin” yeryüzüne “kayın ağacı” ile getirildiği anlatılır. “Kayın” sözcüğü de “kadın” sözcüğünün eski halidir. “y” sesi zaman içinde “d” sesine dönüşmüştür; ancak ağacın adı aynı kalmıştır. Kayın ağacı kam törenlerinde hayat ağacı sembolü olarak kullanılır. Hayat ağacı inancında, ölmüş ruhlar, yeri ve göğü bağlayan ağaç ile “öbür tarafa” geçebilirler. Mezara tahta dikmek çok eski bir adettir. Mezarlık için “tahtalı köy” demek buna bağlı olarak ortaya çıkmıştır.

22 Ocak 2013 Salı

“TURAN” NE DEMEKTİR?

İranlı yazar Firdevsî “Şehname” adlı eserinde destan geleneğine bağlı kalmıştır ve birçok söylenceden esin almıştır. “Turan” kelimesi bu eserde geçer. Büyük ata Feridun’un üç oğlu vardır, adları; Îr, Tur ve Salm’dir. Topraklarını üç oğlu arasında paylaştırmıştır. Îr (Bazı yerlerde Airya) İranlı’ların atasıdır – Hint – Avrupa dilleri konuşanlar ondan türemişlerdir, Salm, Sami dilleri konuşanların atasıdır, Tur (bazı yerde Tür ya da Tura olarak geçer) ise Turan topraklarına yerleşmiş olan Türk dili konuşanların atası olur. İranlılar “Şehname”ye çok önem verirler ve Türklere “Tur” soylular anlamında “Turân” derler. Bu efsanenin önemli bir yanı da, İranlılar ile Türklerin çok eski zamanlarda bir arada yaşadıklarının izlerini barındırmasıdır.

12 Aralık 2012 Çarşamba

GELENEK GÖRENEK NEYSE NAMUS ODUR!

Eski Yunancadaki “ νομός (nomos) kelimesi, “gelenek – görenek, töre, toplumsal kural, kanun” anlamlarını taşırdı. Arapça’daki “namus”un kökeni de budur. Yunanca’daki “νομίζω” (düşünmek, inanmak) sözcüğü de yine “νομός” ile ilişkilidir; devletin çıkardığı paraya halkın inanması, güvenmesi gerekir, bundan dolayı, yasal paraya “νόμισμα”, (nomisma) denir, eski paralarla ilgili bilim dalının adı olan “nümizmatik” (fr. Numismatique) de bundan türemiştir. Farsça’dan dilimize geçen “namaz” sözcüğünün de “ νομός” ile köken bağı olması kesin değildir. “Namaz”, Sanskritçe “namas” (boyun eğerek saygı gösterme) sözcüğü ile ilgilidir.