9 Şubat 2013 Cumartesi

MEZARLIĞA NEDEN “TAHTALI KÖY” DENİR?

Mezarların başına taş dikildiği, etrafı taşlarla çevrildiği halde mezarlıklar için neden “taşlı köy” değil de “tahtalı köy” denir?
Şaman inançlarında ölünün gömüldüğü yere ağaç parçası ya da tahta ile işaret koyarlardı. Bu mezar yerini belirlemek için olduğu kadar, ağacın kutsal sayılmasıyla da ilgiliydi. Ormanlık alanlarda yaşayanlar için mezara ağaçtan işaretler koymak taştan daha pratiktir. Tahta üstüne oymacılık yöntemiyle ölenle ilgili işaretler de konulurdu.
Anadolu’da yapılan arkeolojik araştırmalarda da mezarlarda ağaç kalıntıları bulunmuştur. Eski Orta Asya inançlarında bir de, ilk “annenin” yeryüzüne “kayın ağacı” ile getirildiği anlatılır. “Kayın” sözcüğü de “kadın” sözcüğünün eski halidir. “y” sesi zaman içinde “d” sesine dönüşmüştür; ancak ağacın adı aynı kalmıştır. Kayın ağacı kam törenlerinde hayat ağacı sembolü olarak kullanılır. Hayat ağacı inancında, ölmüş ruhlar, yeri ve göğü bağlayan ağaç ile “öbür tarafa” geçebilirler. Mezara tahta dikmek çok eski bir adettir. Mezarlık için “tahtalı köy” demek buna bağlı olarak ortaya çıkmıştır.

22 Ocak 2013 Salı

“TURAN” NE DEMEKTİR?

İranlı yazar Firdevsî “Şehname” adlı eserinde destan geleneğine bağlı kalmıştır ve birçok söylenceden esin almıştır. “Turan” kelimesi bu eserde geçer. Büyük ata Feridun’un üç oğlu vardır, adları; Îr, Tur ve Salm’dir. Topraklarını üç oğlu arasında paylaştırmıştır. Îr (Bazı yerlerde Airya) İranlı’ların atasıdır – Hint – Avrupa dilleri konuşanlar ondan türemişlerdir, Salm, Sami dilleri konuşanların atasıdır, Tur (bazı yerde Tür ya da Tura olarak geçer) ise Turan topraklarına yerleşmiş olan Türk dili konuşanların atası olur. İranlılar “Şehname”ye çok önem verirler ve Türklere “Tur” soylular anlamında “Turân” derler. Bu efsanenin önemli bir yanı da, İranlılar ile Türklerin çok eski zamanlarda bir arada yaşadıklarının izlerini barındırmasıdır.

12 Aralık 2012 Çarşamba

GELENEK GÖRENEK NEYSE NAMUS ODUR!

Eski Yunancadaki “ νομός (nomos) kelimesi, “gelenek – görenek, töre, toplumsal kural, kanun” anlamlarını taşırdı. Arapça’daki “namus”un kökeni de budur. Yunanca’daki “νομίζω” (düşünmek, inanmak) sözcüğü de yine “νομός” ile ilişkilidir; devletin çıkardığı paraya halkın inanması, güvenmesi gerekir, bundan dolayı, yasal paraya “νόμισμα”, (nomisma) denir, eski paralarla ilgili bilim dalının adı olan “nümizmatik” (fr. Numismatique) de bundan türemiştir. Farsça’dan dilimize geçen “namaz” sözcüğünün de “ νομός” ile köken bağı olması kesin değildir. “Namaz”, Sanskritçe “namas” (boyun eğerek saygı gösterme) sözcüğü ile ilgilidir.

30 Kasım 2012 Cuma

MARS – HAWAİ KARDEŞLİĞİ

NASA’da Mars toprağı üzerine araştırma yapan bilim adamları ilginç bir bilgiye ulaştı. X ışını kırınımı yöntemi ile incelenen Mars’tan alınan mineral örneklerinin, bazalt, feldispat, piroksen ve olivin benzerlikleri gösterdiği görüldü. Bunlar ise, Hawai’nin volkanik toprak yapısına çok yakın.

5 Eylül 2012 Çarşamba

AMERİKAN DOLARININ SEMBOLÜ HERKÜL’LE İLİNTİLİ

Yunan mitolojisi’ndeki Herakles, Roma mitolojisindeki Herkül veya Fenike mitolojisindeki Melkart yüzyıllar boyunca geniş bir coğrafyada birçok toplum tarafından tapınılan aynı tanrı karakteriydi. Fenikelilerin Kartaca kolonisi Cebel-i Tarık boğazına hakim olduğu zamanlarda Kartacalılar, boğazın iki tarafındaki kayalıklara “Melkart sütunları” derdi. Romalılar için ise buralar “Herkül” sütunları idi. Herkül sütunları, ilk önce Meksika’ya yerleşen İspanyolların parasına sembol oldu. Paralel iki dik sütun Herkül sütunlarının simgesiydi. Onları çevreleyen çelenk de, parada “S” şeklinde gösterildi. İspanyol parası Peso için “sekizlik” denirdi. İlk olarak Meksika’da kullanılan dolardaki bu çevrinti, aynı zamanda sekizi de simgeler. Bu para ve simgesi ($) daha sonra ABD’liler tarafından benimsenerek, ulusal paralarında kullanıldı.

1 Eylül 2012 Cumartesi

KIZILBAŞ ADI NEREDEN ÇIKMIŞTIR?

Şeyh Safiyüddin İshak’ın kurmuş olduğu Safevî tarikatı bir zaman Türkmen boylarını çok etkilemişti. Türkmenlerin askerlikteki başarıları da Safevilerin egemenliklerini sürdürmelerine yaradı. Bu boylar, Azerbaycan’dan, Doğu Anadolu’dan, Kuzey Suriye’den geliyorlardı, namları Ustacalu, Şamlu, Rumlu, Tekelü, Zülkadirli, Avşar, Kacar, Varsak, Karacadağ Sufîleri idi. Şeyh Safiyüddin İshak’ın torunu Cüneyd, Trabzon’da Akkoyunlu Uzun Hasan’ın kız kardeşi Hatice Begüm’le evlenmiş, üç yıl Diyarbakır’da yaşadıktan sonra, Şirvanşah’a karşı savaşırken öldürülmüştü. Müridleri de onun oğlu Haydar’a bağlandılar. Uzun Hasan da Haydar’a hem askeri destek verdi hem de onu kızıyla evlendirerek Erdebil’e yerleştirdi. Şeyh Haydar’ın hükümdarlığı zamanında bu tarikat bir Gaziler hareketine dönüştü. Haydar taraftarları, başlarına on iki dilimli kırmızı bir serpuş giyiyorlardı. “Tâc-ı Haydarî” de denen bu başlıktan dolayı onlara “kızılbaş” denmiştir.

31 Ağustos 2012 Cuma

“MOBESE” ADI, BİR KISALTMADAN ÇIKMIŞTIR

Sokakları izleyen kamera sistemlerine Türkçe’de “Mobese” deniyor. Bu ad, Türkçe dil kurallarına uymamakta. Tek başına bir anlam da ifade etmemekte… Nerden çıkmıştır peki bu ad? MOBESE, bir kısaltmadır, ama “mobil elektronik sistem entegrasyonu”nun kısaltması değil. Neyin kısaltması olduğunu Cüneyt Özdemir’in “Önemli İşler Dairesi” adlı kitabından öğreniyoruz: “1997 yılında Emniyet İstihbarat’ın teknikerleri “polnet bir network”ünü kurmuşlardı; bir nevi farklı bir internet erişimi olan bu sistemi ilk başlarda evrak alışverişinde kullanıyorlardı. 2003 yılında ise MOBESE’yi kurdular. MOBESE kelimesi, aslında projeyi yürüten altı istihbaratçının adının baş harflerinden oluşuyordu… Mustafa, Osman, Basri, Erdoğan, Süleyman ve Erin, İstihbarat Daire Başkanlığı Bilgi İşlem ve Teknik Şubesi’nde görevliydiler. MOBESE 2003 yılında “mobil uygulamalar” dalında 261 katılımcı arasından Türkiye birincisi seçilecek kadar iyiydi. Resmi açılımı Mobil Elektronik Sistem Entegrasyon- yani kısaca MOBESE olarak veriliyordu.”